Yaralı Diz Katliamı | indir
Wounded Knee Katliamı, (Türkçe’de “Yaralı Diz” anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır. General Nelson A. Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir.
1890′da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki “Hayalet Dansı” nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu. Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı. Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7. Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti.
29 Kasım 1890′da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür. Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir.
Dee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe’ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb’un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: “Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar.” Ancak sözlerine şöyle devam eder: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”
1890′da Wounded Knee’deki Siu katliamı Kizilderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler:
“O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada…”
Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:
“Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı. Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı.”
Amerikan Ordusu katliam sonrasında ölüleri gömmek için sivil vatandaşlar kiraladı. Savaş meydanına gelenler soğuk havada 84′ü erkek, 44′ü kadın, 18′i çocuk Lakota cesedi ile karşı karşıya kaldı. Katliamdan yaralı kurtulan 7 Lakotalı Wounded Kne Creek bölgesindeki Pine Ridge hastanesinde öldü.
General Nelson Miles, katliamın sorumlusu Albay Forsyth’ı görevden almış, Askerî Araştırma Mahkemesi taktik hatasından dolayı kendisini eleştirmiş ancak yine de mahkemede hakkında beraat kararı çıkmıştır.
Daha sonra The Wonderful Wizard of Oz’un yazarı olarak ünlenecek olan genç editör L.Frank Baum 3 Ocak 1891 yılında Aberdeen Saturday Pioneer’da şunları yazmıştı:
“Öncüler daha önce güvenliğimizin tek yolunun Yerlilerin tamamen yok edilmesine bağlı olduğunu ilan etmişlerdi. Asırlardır onlara karşı hata edip durmaktansa medeniyetimizi korumak adına daha büyük bir hata yapıp bu evcilleşmeyen ve evilleştirilemeyen yaratıkları dünya üzerinden tek bir iz kalmamacasına yok etseydik daha iyi yapardık. Biz sıradan insanlar ve beceriksiz komutanların emri altındaki askerler için gelecek güvenliğimiz bunda yatmaktadır. Aksi takdirde gelecekte de geçmişte olduğu gibi kızılderililerle tümüyle sıkıntı yaşayacağımızı bekleyebiliriz.”
Yirminci yüzyılın sonlarında Wounded Knee Katliamına karşı protesto sesleri daha da yükselmiş, tarihçi Dee Brown aynı adla bir kitap yazmış, Buffy Sainte-Marie ise protest bir müzik bestelemişti. Ünlü oyuncu Marlon Brando 1973′de Baba (The Godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen Oskar ödülünü Yaralı Diz Katliamı sebebiyle reddetmişti. 27 Mart 1973′teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için Sacheen Littlefeather adlı Kızılderili genç bir kadını gönderdi. Brando’nun kaleme aldığı, genç Kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:
“Marlon Brando… benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o… çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. Ve bunun sebebi de… günümüz film endüstrisinin …beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee’deki son olaylardır. Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz. Marlon Brando adına sizlere teşekkür ederim.”
Littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır. Brando’nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;
“200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan Yerli halka şöyle dedik: “İndir silahını arkadaş gel birlikte oturalım. İndirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte.” Silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz. Onlara yalan söyledik. Onları topraklarından koparmak için kandırdık. Onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiçbir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar. Onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. Ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: Biz doğru yapmadık. Ne adil davrandık ne de dürüst. Onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
Fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü. Emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır. Ama umurumuzda mı? O nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, Amerikan Yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler……..”
Kâfir | indir
Kâfir, (Arapça: كافر - kāfir, çoğulu: كفّار - kuffār, kadın için kâfire kullanılır, çoğulu: kevâfirKılavuz, Ahmed Saim. İman-Küfür Sınırı. s.70. Belirtilen özgün kaynak: İbn Manzûr. Lisânü’l-Arab. c: V. s.145 vdd.) İslam dininde küfür işlemiş kişiye verilen isim. İslam dairesi içerisinde kabul edilmeyen kâfir bu sebeple Müslüman olarak nitelendirilemez; böylece kâfirin İslam ilimlerinde, dinî sosyal ve hukukî hususlarda yeri Müslümandan farklıdır.
Kâfir, İslam inancında Müslüman kabul edilmez. Aslında kelime, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen (ك ف ر) kökünden gelir. Sözlük anlamıyla, tohumları toprağın altına gizlemesi sebebiyle çiftçi için de kullanılmıştırHadid Suresi, 20. ayet. Türkçe meâli.. Müslüman olmayanlara bu ismin verilmesi “İslam inancının getirdiği gerçekleri gizleme”leri sebebiyledir. Nitekim kâfir, küfür işleyendir ve küfür İslam amentüsünü oluşturan ve İslam itikadının temeli sayılan (zaman zaman imanın altı şartı olarak da anılan) kaidelerden birini çiğnemek, kabul etmemek veya inanmamak anlamındadır.
Bir insanın kâfir olması, Müslümanların onunla ilişkileri açısından bazı sonuçlar doğurur. Mesela, İslam hukukuna göre, bir Müslüman ile bir kafir birbirlerine mirasçı olamazlar. Müslüman kadınlar kafir erkeklerle evlenemezler.
Kâfir tanımı ve çeşitli tanımlar
Kâfir terimi birçok farklı tartışmaya sebep olmuştur. Bunların başlıca sebebi imanın farklı mezheplerce farklı şekilde tarif edilmiş olmasıdır. Bu sebeple Mümin ile kâfir tanımları çeşitlilik gösterir. Ehl-i Sünnet’in çoğunluğunun bağlı bulunduğu Eş’ari ve Matûrîdî mezheplerinde iman özde kalbin tasdiki olarak kabul edilir. Buradan hareketle bu mezhepler, kalben tasdik edilmesi gerekilen itikadî şartları tasdik etmeyen, yani bunları bütünüyle veya kısmen reddeden kişiyi kâfir olarak tarif etmişlerdirKılavuz, Ahmed Saim. a.g.e. s.70.. Bununla birlikte bu mezhepler içerisinde de ayrıntılarda çeşitlilik, farklılık gözlemlenebilir.
Kalbin tasdikinin yanı sıra dilin ikrarını yani imanını diliyle belirtmeyi de içeren iman tariflerine göre bu her iki şarttan birini yerine getirmeyen kişi kâfir olarak tarif edilir. Yani eğer dili ile kabul eder kalbi ile tasdik etmezse veya tersi şekilde dili ile inkâr eder kalbi ile tasdik ederse kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.71-72.. Ameli de imanın bir parçası sayan tariflerde ise iman üç bölümden oluştuğu için bu üç bölümden birinin terki küfre yol açar ve kişi kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Bununla birlikte bu iman tarifini kabul eden Selefiler kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmesine rağmen, ibadeti red değil de tembellik sebebiyle terk eden kişinin kâfir olmayacağı kanaatindedirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Küfür konusundaki görüşlerin en katısı Hâricilerindir ve bu gruba göre herhangi bir ibadetin - nafile ibadetler dahil - terki küfürdür ve dolayısıyla fail kâfirdirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.
Ayrıca kâfir teriminin kullanılabileceği gruplar - bireyler - da tartışma konusu olmuştur. Örneğin Hristiyan ve Musevilerin Ehl-i Kitab olmalarına rağmen kâfir olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı tartışma konusu olmuştur. Küfür olan eylemlerin çeşitliliği sebebiyle küfür de farklı çeşitlere ayrılmıştır ve farklı fakihler farklı küfür tiplerinin işleyen farkli kâfirlere dair farklı kararlar ve görüşler ortaya sunmuştur.
Furkan Suresi | indir
Furkan Suresi (Arapça: سورة الفرقان) Kur’an-ı Kerim’in 25. suresi.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. ayetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 ayettir. Sure adını, ilk ayette geçen “el-Furkan” kelimesinden almaktadır. Furkan, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Surede temel konular olarak Muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.
Furkan Suresi Meali Alisi
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1.Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne Yücedir.
2.Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
3.O’nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
4.İnkar edenler dediler ki: “Bu (Kur’an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.
5.Ve dediler ki: “Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.”
6.De ki: “Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
7.Dediler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”
8.”Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
9. Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.
10.Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne Yücedir.
11. Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
12. (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
13.Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.
14. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.
15. De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.”
16. “İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.”
17. Onları ve Allah’tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;
18. Derler ki: “Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.”
19. “İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız.”
20.Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
2l. Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
22.Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: “(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.”
23.Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.
24. O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.
25.Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;
26.İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.
27.O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,”
28.”Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.”
29.”Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.”
30.Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.”
31.İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32.İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.
33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.
34. O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.
35. Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun’u yardımcı kıldık.
36. Böylece onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin” dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.
37.Nuh’un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.
38. Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).
39. Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
40.Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
41.Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?”
42.”Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.
43.Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
44. Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.
45. Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.
46. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.
47. O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.
48. Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;
49. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.
50. Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler
51. Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.
52.Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir mücadele ver.
53. İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
54.Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O’dur. Senin Rabbin güç yetirendir.
55.Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
56.Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
57.De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.”
58.Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.
59.O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
60.Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
61.Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.
62. O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
63. O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.
64.Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
65. Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.
66. “Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir.”
67.Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.
68. Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.
69. Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
70. Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
71.Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
72.Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
73. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
74. Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir.
75.İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
76. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
77. De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.”
DivX | indir
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.
DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.
DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.
DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.
DivX kullanacaklara
Bana Old and Wise’ı Çal (film) | indir
Bana Old and Wise’ı Çal, Çağan Irmak’ın 1998 yılında çektiği kısa film. Film, televizyonlarda yayımlanmamış, gösterimi festivallerle sınırlı kalmıştır. Ancak, Çağan Irmak’ın izniyle, bir internet sitesinden indirilebilir durumdadır.
Başrollerinde Derya Alabora ile Erkan Can’ın oynadığı film, Irmak’ın sonradan senaryosunu yazacağı gerilim serisi Kabuslar Evi’nin ilk ipuçlarını vermektedir.
Oğuz, gece saatlerinde program yapan bir radyo programcısıdır. Bir gece, Onur adında bir adam, kendisinden Eda adında bir kadın için The Alan Parsons Project’ten Old and Wise adlı şarkıyı çalmasını ister. Ertesi gün programı dinleyen arkadaşı Zuhal bunu kendisine anlattığında, Eda çok şaşıracaktır. Çünkü, bu kendisiyle Onur için özel bir parçadır; fakat, Onur bir süre önce ölmüştür.
Devamı Var (albüm) | indir
Mustafa Sandal’ın 13 Haziran 2007′de çıkardığı Devamı Var adlı yeni albümünün aranjörlüğünü Özgür Yedievli, Erhan Bayrak, İskender Paydaş, Sinan Akçil, Tolga Kılıç’tan oluşan 5 kişilik ekip yapmıştır. Şarkılardan 12 şarkının 4′ ünün hem söz hemde müziklerine imza atan Musti, ayrıca Lübnan’dan aldığı bir şarkıyla albümün ismini taşıyan Devamı Var’a ve Dayan isimli şarkıyaSinan Akçıl’la birlikte söz yazmıştır. Albümde İzel, Burcu Güneş, Ufuk Yıldırım gibi sanatçı arkadaşlarıda vokallerde yer aldı.
Albümün Çıkış şarkısı ‘İndir’ önce dedesi ve eski TRT sanatçısı Ritim ustası Hüseyin İleri ile oynadığı Muhabbet Kart reklamlarında tanıtılıp ardından Ömer Faruk Sorak tarafından klip çekilmiştir. Bir inşaat şantiyesinde çekilen klipte Musti’ye çeşitli ülkelerden seçilen dansçılarda eşlik etmiştir. 2. klip Melek Yüzlüm şarkısına çekmekte karar kılındı. Klibte bir hayranıyla oynayacağı açıklandı.
Avrupa ve Türkiye’de aynı yıl piyasaya çıkacak olan albümün Türkiye’deki yapımcılığını Seyhan Müzik üstlenmiştir. Ekim ayında çıkacak olan yurtdışı yapımcılığını ise Universal Müzik üstlenmiştir. Avrupa’da çıkacak bu albümünde yine dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra Devamı Var albümünü yurtdışında çıkartmayı planlanlanmaktır.
Mustafa Sandal, yeni albümü için şunları söylemiştir: ‘Bu albüm için hayatımın albümü diyebilirim. Şarkılara çok güveniyorum. İddialı konuşmayı sevmem ama şarkılarım yaza damgasını vuracak, herkesin diline yerleşecek. Çok çalıştık, bir yıl boyunca hemen her gece stüdyoda sabahladık. Hepsi kendi alanında uzman kişilerle çalıştım. Konser vermeyi, hayranlarımla olmayı çok özledim’
Abalone (oyun) | indir
Abalone iki kişi ile oynanan bir zeka oyunudur. 1989 yılında Michel Lalet ve Laurent Lévi tarafından geliştirilmiştir.
Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.
Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:
- Tek bir taşı en yakınındaki bir deliğe
- İki veya üç taşı çizgisel bir yöne
- İki veya üç taşı kendilerinin yan taraflarına (taşlar aynı yönde hareket ettirilmelidir)
Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.
Rakip Oyuncunun Taşlarını İttirme(Sumito)
Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz. 3 adet Sumito vardır:
- 2-1 Sumito: Kendi iki taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-1 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-2 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin iki taşını itersiniz
Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone’de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.
MPlayer | indir
MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:
- Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
- İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
- Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
- Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA
MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.
MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.
Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.
MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.
MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.
Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.
CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.
Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.
Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.
Çalışan CD | indir
Çalışan CD, işletim sistemi çekirdeği yüklenmiş CD.
Çalışan CD’ler kullanılarak sadit disk’e gerek kalmadan bilgisayarda işletim sistemi başlatılabilir. Bu yöntemin farklı kullanım amaçları vardır.
- Herhangi bir nedenden dolayı normal yollarla işletim sistemi başlatılamadığında bilgisayardaki kaynaklara erişim için kullanılır.
- İşletim sisteminin sabit diske kurulumu için gerekli ortamın hazırlanmasında kullanılır.